Bugün - 16 Aralık 2017 Cumartesi
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künye
Reklamlar
Yayın İlkeleri
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.silivrimiz.com Logo
Gündem
Politika
Belediye
Kültür Sanat
Eğitim
Esnaf
Spor
Cemiyet
Doğum
Vefat
Diğer »
-
İstanbul 17°°C
Yazar Detayları

Emre Çimenyemez

Emre Çimenyemez - Bizim Mahallenin Halleri

Bizim Mahallenin Halleri
Yazı Tarihi: 26 Şubat 2011 Cumartesi

Alibey Mahallesi’nin, Silivri’nin tarihi kültür hazinesinde çok farklı bir yeri vardır. Yapısıyla, insanlarıyla, tarihi dokusuyla, kültürüyle, eskiyi yansıtan ne varsa hala tüm güzelliğiyle Silivri’mizin örnek mahallelerinden biridir Alibey…

Çocukluğum Macır Mahalle’de geçti seksenli yıllarda. Hani bu lambada dansının sıkça dinlendiği, gazoz kapakları furyasının ortaya çıktığı, modanın abartılı bir şekilde coştuğu, Emrah filmlerinin duygulu olarak izlenildiği, susam sokağıyla, alf ile birlikte büyüdüğümüz bir dönemdi. Mahallemizde daha çok göçmen komşularımız bulunur, komşuluk ilişkileri de bir hayli samimi bir şekilde yürürdü. Severdim mahallenin bu güzel yardımlaşma tablosunu. 

O zamanlar mahallemizde kerpiçten evler olduğunu bile hatırlıyorum. Kerpiç evlerin soba bacalarından tüten siyah is, mahallemize daha bi güzel yakışıyordu. Kömür kokulu dumanı içimize çeke çeke, iki elektrik direğini kendimize kale yaparak, ayağımızla ezip top haline getirdiğimiz coca-cola kutusunu yuvarlar maç yapardık hayata hiç aldırış etmeden. Alibey Camii’nden yükselen akşam ezanına kadardı bizim oyun vaktimiz. Ezanın okunmasıyla birlikte hamur kızartması kokan mahallemizde, anneler camlara çıkar, tiz bir sesle bağırarak herkes çocuğuna seslenir ve mahalle birden sessizliğe bürünüverirdi. 

***

Küçük bakkallar vardı mahallemizde. Kuruyemişçi (sonradan bakkaliye oldu) Şükrü Abi, Bizim Bakkal Recep Abi, Gül Market (20 m2) Nejat Abi… Hepsi de iç içeydi hemen hemen. Kimsenin rızkı kimseye karışmıyor herkes ekmeğini kazanıyordu. Şükrü abi koyu bir Fenerbahçeliydi. Bizi çok severdi. (kulakları çınlasın şimdi Silivri’de ikamet etmiyor, kuruyemişçi dükkanı 3 el değiştirdikten sonra, damacana su satan bir dükkana devredildi.) Fenerbahçe’nin maçlarını dükkanda sürekli radyodan takip ederdi. Sporcu kartları, tipitip ve leblebi tozu alırdık oradan. Bir de o zamanlar doğudan yeni gelmiş, Silivri’de yepyeni bir hayat kurmaya çalışan Nejat Abi’nin çabalarını hiç unutamam. 20 m2 lik dükkanına kırmızı ve beyaz renkli Gül Market stickerlerini yapıştırdığı o gün hala hafızamda…

***

BMX marka bisikletler çocukluğumuzun bir efsanesi olarak hepimize bir heyecan katmakla birlikte, babamızdan istediğimiz bisikletin alınması için derslerimize daha fazla ilgi gösterip karneyi “Pekiyi” düşürmeye çalışırdık. Önce koruma tekerlekleriyle sürmeyi öğrendiğimiz Bmx’ler, koruma tekerleklerinin sökülmesi ve iki tekerlek üzerinde bisiklet sürmeye çalışılmasıyla birlikte dizlerimizde derin yaralar açar, bizi cesaretlendirirdi. Her cumartesi bisikletimi tamamen sökerek yağlayıp bakımını yapan babam, bisikletlere bizden daha meraklıydı…

***

Silivri Belediyesi’nin şimdiki yerinde eski mezarlık diye tabir edilen bir rum mezarlığı vardı. Bizim çocukluğumuzun büyük bir bölümü mahallemizle birlikte paralel olarak o mezarlıkta geçti diyebilirim. Tam Belediye binasının girişine denk gelen yerde maç yapmaktan aşınmış toprak, orada bir çukurlaşmaya neden olsa da maç yapmak için elverişli bir alandı. “Saha” diye tabir ettiğimiz alanda, sahanın hemen hemen ortasına denk gelen ağacı santra noktası, yaklaşık 12-13 m sağındaki ve solundaki bir birine karşılıklı denk gelen ağaçları da kale ilan etmiştik. (Aslında bu saha bize mahalle büyüklerimizden kalmıştı. (Yani bu söylediğim yer keşifleri zamanında yapılmış) 

Yazın öğlen olana kadar 10’da devre 20’de biterli 2 maç yaptıktan sonra yeni yüzmeyi öğrendiğimiz dalgakıranda denize girerdik. Yalın ayak tuttuğumuz mahallenin yolu bize bitmez bir çölü gibi gelirdi. Günün bitmesinden korkarak, evde yemek hazır olduğu halde apar topar salçalı ekmeğimizi alır yiye yiye tekrar eski mezarlığın yolunu tutardık. Hırçın mahalle maçlarının ardından çıkan kavgalar ve tabiri caizse dayılanmalar, bize adeta “Burası Mezarlıkspor Stadı” dedirtirdi. Beyaz bisiklet yaka fanilaların sırtlarına keçeli kalemlerle kazınan numaralarla, futbolumuza daha da bir profesyonellik katmaya çalışırdık. Kendi hakemimiz kendimiz olurduk. Birisi ağır bir hareket yaptığında veya çekelediğinde kimseye sormadan topu elimize alıp itiraz edenleri de çabucak, hareketin ağırlığının verdiği sinirle sindiriverirdik. 

Mahallemizin 1 numara büyük ağabeyleri de takılırdı mezarlığa. Heterojen ama dengeli kurmaya özen gösterilen kadrolarla, biz küçüklerle karma yapılan maçlar çok zevkli olurdu. Hata yapan kaleye geçer, 5 gol yemeden o kaleden çıkamazdı. 3 kornerin 1 penaltıya dönüştüğü maçta, kaleye daha güçlü biri geçtiğinde 2 penaltı atışı kullanılırdı...

***

Musa dedemiz vardı mahallenin büyüklerinden. Sadri Alışık’ı andıran tel tel ince bıyıkları ve başında kasketi vardı. Hafiften göbekli Musa Dede’nin en çok sevdiği şey çocuklardı belkide. Tam evimizin çaprazında müstakil bahçeli bir evi, bahçesinde dut ağaçları vardı. Demir kapılı evinden çıkar biz mahallenin çocuklarına dut verir ve bol bol nasihat ederdi. Küçük bir köpeği vardı bahçesinde azimle havlayan. Sürekli “Bişey yapmaz” diyerek rahatça dut yememizi sağlar bizi teskin ederdi. O zamanlar biz küçüktük ve bir gün duyduk ki; Musa dede vefat etmiş. Ölmeden önce de vasiyet etmiş, “Ölürsem beni te şuracıktaki eski mezarlığa gömün…” diye. Naaşı da meşhur eski mezarlığının eski itfaiyeye bakan kısmına gömüldü. Mezarlığa top oynamaya gidip gelirken, mezarının başında 3 İhlas, 1 Fatiha duasını hiç eksik etmezdik. Şu anda hala Silivri Belediyesi’nin bahçesinde yatıyor olan Musa Dedemizi tüm mahallemiz adına rahmetle anıyorum… (Ardından müstakil evi ve bahçesinin yerine 5 katlı apartman dikildi.)

Eski mezarlığın hemen yanında şimdiki Gıda Bankası’nın bulunduğu yerde eski itfaiye vardı. Maçtan sonra susadığımızda hemen oraya gider, itfaiyede bulunan köpeklerden korkarak bir an önce suyumuzu içip oradan sıvışıverirdik. Bazen evden getirdiğimiz büyükçe patatesleri mezarlıkta ateş yakıp, sözde kumpir yapardık. (Kumpir o zamanlar var mıydı bilmiyorum ama biz küçükken buna benzer bir şey yapıyorduk :) Mezarlıktan yükselen duman hemen yandaki itfaiye çalışanlarının mezarlığa gelip bizi kovalamasıyla son bulurdu. Yarı pişmiş patateslerimizi karşı mezarlığa geçerek, pişirmekle harcadığımız çabadan dolayı acıkmış midelerimize indiriverirdik.

***

İlerleyen zaman ve ortaokullu olmanın verdiği büyüklük göstergesi, bizi akşam ezanından sonra da mahalleye bağlardı. Yemekten sonra da dışarıya çıkar ama tekinsizliği sebebiyle mezarlığa gitmezdik. Mahalle içinde bulunan parkta iki salıncağın bulunduğu alanı kale yapıp, en top oynamayı bilmeyeni kaleye geçmesi için zorla ikna ederdik. Bağrışmalarımız ve gürültümüz bazı mahalle sakinlerini rahatsız edip, atletle cama çıkan göbekli amcalar arada laf söylese de biz mahalleyi yine de terk etmezdik. 

***

Kibrit kağıdı, gazoz kapağı, sporcu kağıtlarının yanı sıra sakızdan çıkan stickerleri bir albüme yapıştırıp Fenerbahçeli top ve flama kazanabilmek için kutuyla aldığımız sakızlar promosyon olarak verilecek top ve flama parasını geçerdi. Mahallemizdeki misket modası ise akılmaz bir hastalıktı bizim için. 2.5 lt’lik pet şişeyi full doldurur durumda bir misket mirası bıraktım mahalle küçüklerimize...

Akşam olduğunda kadrolarımızı kurar “Bulmacalı” oynardık. Ebe kişi sayana kadar kimin nereye kaçtığı ve hangi deliğe girdiği belli değildi. Hele bir keresinde grup çözülmesine 1 adam kala, kaçan kişinin nereye gittiğini bir uç ihtimalle tahmin etmeye çalışırken Silivri Asri Mezarlığı’na daldığımızı hatırlıyorum. Mezarlıktan gelen çıtırdamaların son çare olarak bizi oraya yönlendirmesi sonucunda, mezarın içinde saklanan son kişiyi ortaya çıkartmamız oyunun tamamlanması anlamına geliyordu.

Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte oruçlar açılır ve tüm mahallenin çocukları akabinde dışarı çıkardı. Malum teravih namazına gidilir ve Alibey Camii’nin üst katı bizden önce gelen mahalle arkadaşlarımız tarafından çoktan rezerve edilirdi. Camideki gülme krizimiz yaşlı cemaat tarafından pek hoş kalmasa da yine de 33 rekat boyunca devam ederdi. Neyse ki o zamanlar çocuktuk..

Mahallemizde bu zamana kadar sürekli üstün bir saygı ve sevgi çerçevesinde büyüdük. Bilhassa mahallemizin büyüklerine, saygıyı ve hizmeti bir borç bilirdik. Büyüklerimizin bir ihtiyaçları olduğunda hemen işini görür, hayır duasını alırdık. Mahallemizde herkesi tanır küçük olmamıza rağmen, herkes ile selamlaşır oturmaya gelen teyzelere de mutlaka hal hatır sorar ellerini öperdik. 

Gel zaman git zaman, iş ve hayat şartları, hayatın toz pembe olmayışı herkesi farklı kutuplara itti. Kimi semt değiştirdi, kimi şehir... Mahallemiz çocuklarından herkes bir işe atıldı hatta kimisi evlendi. Eski yaşananlar şu anda pek olmasa da yine de eski mahalleli birbirini tanır nerde görse selamlaşır. 

Bu güzel mahallede, en güzel çocukluğu bana yaşatan değerli çocukluk arkadaşlarım;

Selçuk, Savaş, Okan, Tonta, Horoz, Erdal, Hüsnü, Mustafa, Mehmet, Kirpi, Bünyamin, Recep, Hüseyin, Tanju, Sedat, Okan, Çilli Harun… vs…

Tüm mahalle arkadaşlarıma,

Teşekkürlerimi sunuyorum…

Saygılarımla…

 
İletişim E-Posta: emrecimenyemez@hotmail.com - Telefon:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Silivri'nin Kaybolan Değerleri
Silivri'nin Zavallısı...
Hırs Pahasına İnsanlığını Unutma!
Engeller Sevgiye Engel Olamaz
Kandemir Silivri'nin Güvenini Kaybetti
İstiklal Şairimizi Silivri'de Kaybettik
Hayırdır İnşallah
Silivri ve İnternet Medyası
Işıklar'ın Makam Aracı Sözü Havada Kaldı
Yazmak, Gönül İşidir...
Kandemir'in Taktiği Olumlu
Büyük Fetih, Yüce Fatih
Silivri'de Balıkçı Olmak
Işıklar Söndü, Silivri Karardı!
Silivri Bu Ayıbı Affetmez!
Gün Olur Devran Döner
Bizim Mahallenin Halleri
Beklemek Beklediği Olmaktır
Söz Niye Verilir?
Kültür Merkezi'nin Silivrimize Katkıları
Muhteşem Yüzyıl'da Tarihi Hatalar
Bugünü "Bugün" Yaşamak
Sen de Haklısın Kardeşim
Silivri Ağaçlarına Ağlıyor
Bu Ne Lostra, Bu Ne Lahana Turşusu?
Silivri Yaralarını Sarıyor
Takım Oyunundan Belediyecilik Oyununa
Gazetecilik ve Yazarlık Vasıfları
Kaos Safhası
Takım Oyunu
Bayrak Neden İndirilmiş?
Silivri'de Mayıs Başkadır
Söz Düellosu Silivrispor'a Zarar Veriyor
Diğer Yazarlar

Aşk Sadece Bir Bakıştan İbarettir Unutma!
Sporcu Gençler;
Bir Aziz Dostluğun Öyküsü - Vakarsız Muhabbet Olmaz
Silivri'nin Kaybolan Değerleri
Ulusal Gazeteler
Yazarlar 
Anket

Silivri Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?


  
Evet44 Kişi (%19 )
  
Hayır191 Kişi (%81 )

Toplam 235 Kişi

Hava Durumu ( İstanbul )
Bugün
12°°C - 17°°C
Pazar
13°°C - 17°°C
Pazartesi
7°°C - 12°°C
Salı
6°°C - 8°°C
Namaz Vakitleri ( İstanbul )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
06:4208:1613:0715:2317:4619:12

16 Aralık 2017 Cumartesi
Tarihte Bugün
1925 - Musulu'un Cemiyet-i Akvam (BM) tarafından Irak'a Verilmesi
1991 - Kazakistan'ın İstiklalı
Kim KimdirTümünü Göster
Günün Sözü
Verdiğini hatırlayan ve kalbinden geçiren kimse seha (cömertlik) ismine layık değildir..
(Hz. Muhammed)
Arşiv Arama
Karikatür

Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Yayın İlkeleri
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,80ms