ADIYAMAN'IN YARPUZLU ÇORBASI
Arşiv
Yayın: 27 Ekim 2011 - Perşembe - Güncelleme: 27.10.2011 08:59:03
Editör -
Okuma Süresi: 4 dk.
2939 okunma

Şahane bir sabaha açıyoruz gözlerimizi… Mutfaktan tabak çanak sesleri geliyor, ev halkı çoktan ayaklanmış…
Elimizi yüzümüzü yıkayıp Asuman hanımın kar beyazı havlularıyla kuruluyoruz… Bütün evin ahalisi mutfakta toplanmışlar, zevkle hazırlanmış kahvaltı masası bizi bekliyor… Masa kuş sütü eksik cinsinden… Ama beklememiz lazımmış, eksikler varmış daha… Asuman hanım mutfak tezgahında bir şeyler hazırlamakta, Nihan ordan oraya koşturuyor…
Asuman hanım yaşını söylüyor bir ara, benim yaşımda neredeyse… kocaman yetişkin çocukları aklıma gelince biraz şaşırıyorum… kendimi hala genç sanıyorum ben galiba… Bizimle sohbet ederken mutfağı topluyor… geniş ve ferah bir ev… kocaman bir mutfak…
Asuman hanım, kahvaltı için hitap içi hazırlıyıp fırına gönderdi… Yarım saat sonra elinde tepsi ile Kadir geliyor… Asuman hanım bize yemeği tanıtıyor en sevimli haliyle:
"Bakın bunun adı Hitap, köylerde katma da denir, oralarda saçta gözleme gibi yapılır. Yeşil soğanla yapılan bir çeşit börek. Aslında yeşil soğanın erkeği ile yapılır"
"Soğanın erkeğini de hiç duymadım" Asuman hanım, Reyhan’ın bu masum cümlesini gülümseyerek yanıtlıyor: "Soğanın yeşil yaprakları arasında kalan daha sert olan kısma biz soğanın erkek kısmı deriz" Aklıma anneannemin bir lafı geliyor, onu kızdırdıklarında ‚soğan erkeği’ derdi bazen erkek torunlarına… Onları erkek olarak kaale almadığının sözle ifadesiydi bu…
Asuman hanım devam ediyor: "Az tuzlu, eriyebilen peyniri kırmızı biber, yağ ve maydanozla kariştır. Bu harcı ekmek hamurunun içine koy ve fırına ver. "
İştahla hitabı yiyoruz, yanında sarmısaklı patlıcan ve biber közlemesi var. Buna burada döğmeç diyorlarmış, sanırım bu lezzeti bilmeyen yoktur şu koca memlekette, tabii ki her yörede adı farklı…
"Aklıma bir şey takıldı, dün akşam yediğimiz çorbanın içinde çok değişik bir şey vardı, neydi merek ettim" diyerek yemek tarifi konusuna devam ediyorum…

"Ha o mu" diye başlıyor söze Asuman hanım… " Yarpuzlu çorba, yarpuz yani nanenin bir çeşidi. Yağsız kıymayı ve ince bulguru, tuz ve karabiberle iyice yoğur. Köftenin berkimesi için istersen biraz karbonat ilave et. "
"berkimek? "
"yani sağlam durması, dağılmaması için"
"Köfteleri fındık büyüklüğünde lığla"
Bakışlarımdan anlamadığımı anlıyor ve gülümseyerek açıklama getiriyor hemen:
"lığlamak, yani yuvarlamak" Bu kısa açıklamadan sonra büyük bir zevkle tarife devam ediyor:
"Tencereye parça eti koy ve biraz kavur. Bir avuç ıslatılmış nohut ekle ve iyice pişir. Yarpuzu da doğra at içine, bir taşım kaynadıktan sonra köfteleri at ve 10 dakika kaynat. Sarmısaklı yoğurtla servis yap’
Asuman anlatırken ölçekleri el kol hareketleri ile hararetli bir şekilde gösteriyor, tam anladığımızdan emin olmak istiyor… Sözünü hiç kesmeden ilgiyle dinliyoruz onu…
Haftaya: Dualarımız birdir bizim
Elimizi yüzümüzü yıkayıp Asuman hanımın kar beyazı havlularıyla kuruluyoruz… Bütün evin ahalisi mutfakta toplanmışlar, zevkle hazırlanmış kahvaltı masası bizi bekliyor… Masa kuş sütü eksik cinsinden… Ama beklememiz lazımmış, eksikler varmış daha… Asuman hanım mutfak tezgahında bir şeyler hazırlamakta, Nihan ordan oraya koşturuyor…
Asuman hanım yaşını söylüyor bir ara, benim yaşımda neredeyse… kocaman yetişkin çocukları aklıma gelince biraz şaşırıyorum… kendimi hala genç sanıyorum ben galiba… Bizimle sohbet ederken mutfağı topluyor… geniş ve ferah bir ev… kocaman bir mutfak…
Asuman hanım, kahvaltı için hitap içi hazırlıyıp fırına gönderdi… Yarım saat sonra elinde tepsi ile Kadir geliyor… Asuman hanım bize yemeği tanıtıyor en sevimli haliyle:
"Bakın bunun adı Hitap, köylerde katma da denir, oralarda saçta gözleme gibi yapılır. Yeşil soğanla yapılan bir çeşit börek. Aslında yeşil soğanın erkeği ile yapılır"
"Soğanın erkeğini de hiç duymadım" Asuman hanım, Reyhan’ın bu masum cümlesini gülümseyerek yanıtlıyor: "Soğanın yeşil yaprakları arasında kalan daha sert olan kısma biz soğanın erkek kısmı deriz" Aklıma anneannemin bir lafı geliyor, onu kızdırdıklarında ‚soğan erkeği’ derdi bazen erkek torunlarına… Onları erkek olarak kaale almadığının sözle ifadesiydi bu…
Asuman hanım devam ediyor: "Az tuzlu, eriyebilen peyniri kırmızı biber, yağ ve maydanozla kariştır. Bu harcı ekmek hamurunun içine koy ve fırına ver. "
İştahla hitabı yiyoruz, yanında sarmısaklı patlıcan ve biber közlemesi var. Buna burada döğmeç diyorlarmış, sanırım bu lezzeti bilmeyen yoktur şu koca memlekette, tabii ki her yörede adı farklı…
"Aklıma bir şey takıldı, dün akşam yediğimiz çorbanın içinde çok değişik bir şey vardı, neydi merek ettim" diyerek yemek tarifi konusuna devam ediyorum…

"Ha o mu" diye başlıyor söze Asuman hanım… " Yarpuzlu çorba, yarpuz yani nanenin bir çeşidi. Yağsız kıymayı ve ince bulguru, tuz ve karabiberle iyice yoğur. Köftenin berkimesi için istersen biraz karbonat ilave et. "
"berkimek? "
"yani sağlam durması, dağılmaması için"
"Köfteleri fındık büyüklüğünde lığla"
Bakışlarımdan anlamadığımı anlıyor ve gülümseyerek açıklama getiriyor hemen:
"lığlamak, yani yuvarlamak" Bu kısa açıklamadan sonra büyük bir zevkle tarife devam ediyor:
"Tencereye parça eti koy ve biraz kavur. Bir avuç ıslatılmış nohut ekle ve iyice pişir. Yarpuzu da doğra at içine, bir taşım kaynadıktan sonra köfteleri at ve 10 dakika kaynat. Sarmısaklı yoğurtla servis yap’
Asuman anlatırken ölçekleri el kol hareketleri ile hararetli bir şekilde gösteriyor, tam anladığımızdan emin olmak istiyor… Sözünü hiç kesmeden ilgiyle dinliyoruz onu…
Haftaya: Dualarımız birdir bizim
Belma Balcı
Yorumlar (0)




